BU BÖLÜMDE
Değerli
akademik ve idari çalışanlarımız, sevgili öğrencilerimiz;
İş
Sağlığı ve Güvenliği, günümüzde yalnızca iş kazalarını ve meslek hastalıklarını
önlemeye yönelik teknik bir alan olmanın ötesine geçmiş; halk sağlığını,
çalışan ve öğrenci sağlığını kapsayan, bilimsel temellere dayalı bütüncül bir
yaklaşım hâline gelmiştir. Bireylerin fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik hâlinin
korunmadığı, kendilerini güvende hissetmedikleri ortamlarda verimlilikten,
öğrenmeden, üretimden ve gelişimden söz etmek mümkün değildir. Bu doğrultuda,
risklerin bilimsel esaslarla yönetildiği, katılım ve farkındalığın temel
alındığı bir sağlık ve güvenlik kültürünün güçlendirilmesi temel hedefimizdir.
Sağlık
ve güvenlik, yalnızca bireysel refahın değil, toplumsal kalkınmanın da
belirleyici unsurları arasında yer almaktadır. Bilimsel çalışmalar, sağlıklı
bireylerin ancak güvenli, destekleyici ve riskleri sistematik biçimde yönetilen
çevrelerde var olabildiğini ortaya koymaktadır. Çalışma ve eğitim ortamlarının,
bireylerin yaşamlarının önemli bir bölümünü kapsadığı dikkate alındığında;
fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal risklerin bilimsel
yöntemlerle değerlendirilmesi ve kontrol altına alınması halk sağlığının
korunmasında kritik öneme sahiptir. Aksi durumda ortaya çıkan sağlık sorunları,
uzun vadede toplumsal sağlık göstergelerini de olumsuz etkilemektedir.
Çalışan
sağlığı, kurumsal sürdürülebilirlik ve hizmet kalitesiyle doğrudan ilişkilidir.
Günümüz çalışma yaşamı; dijitalleşme, uzun süreli hareketsizlik, kas-iskelet
sistemi rahatsızlıkları, iş kaynaklı stres ve tükenmişlik gibi yeni risk
alanlarını da beraberinde getirmiştir. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği
uygulamalarının yalnızca koruyucu değil, aynı zamanda önleyici ve geliştirici
bir bakış açısıyla ele alınması gerekmektedir. Amaç, çalışanların yalnızca
kazalardan korunması değil; sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamında
sürdürülebilir biçimde yer almalarının sağlanmasıdır.
Öğrenci
sağlığı ise toplumun geleceğini doğrudan etkileyen stratejik bir halk sağlığı
alanıdır. Sağlıklı bir eğitim ortamı; güvenli yapılar ve uygun hijyen
koşullarının yanı sıra, ergonomik öğrenme alanlarını ve ruh sağlığını
destekleyen sosyal bir iklimi de kapsamaktadır. Bilimsel veriler, kendini
güvende hisseden ve destek mekanizmalarına erişebilen öğrencilerin akademik
başarı ve bilişsel performanslarının anlamlı düzeyde arttığını göstermektedir.
İş
sağlığı ve güvenliği alanında sürdürülebilir başarının temel koşulu, güçlü bir
sağlık ve güvenlik kültürünün oluşturulmasıdır. Bu kültür; mevzuatın ötesinde
farkındalık, eğitim, katılım ve sürekli iyileştirme anlayışıyla gelişir. Ayrıca
iklim krizi ve afetler gibi güncel riskler, çalışma ve eğitim ortamlarında
hazırlıklı olmayı ve etkin risk yönetimini zorunlu kılmaktadır.
Sonuç
olarak çalışan sağlığı ve öğrenci sağlığı, birbirini tamamlayan ve sağlıklı bir
toplumun temelini oluşturan bütüncül bir sistemin parçalarıdır. Sağlık ve
güvenliğin merkezde olduğu her ortam, bireylerin potansiyellerini
gerçekleştirebildiği ve toplumun daha dirençli bir yapıya kavuştuğu bir
geleceğin temelini oluşturur. Nitekim Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Türk
vatandaşının sağlığı ve sağlamlığı her zaman üzerinde durulacak ulusal
sorunumuzdur; çünkü Cumhuriyet, düşünsel, bilimsel ve bedensel bakımdan güçlü bireyler
ister.” sözleriyle bu gerçeğe işaret etmiştir.
Unutulmamalıdır
ki; sağlıklı bireyler güçlü kurumları, güçlü kurumlar ise sağlıklı bir toplumu
oluşturur. Bu bilinçle, sağlık ve iş sağlığı ve güvenliği kültürünün
geliştirilmesine katkı sunan tüm çalışanlarımıza ve öğrencilerimize teşekkür
ediyor; dayanışma ve ortak sorumlulukla şekillenen bir gelecek diliyorum.
“Önce insan, önce sağlık, önce iş güvenliği”
Prof. Dr. Celalettin ÇEVİK
Koordinatör